|
Pazartesi, 16 Kasım 2009 15:33 |
Kurmay Albay Dursun Çiçek’in darbe planları yapmak ve terör örgütüne üye olmak suçlamasından dolayı 2. kez tutuklanmasının ardından 43 saat geçmeden tahliye edilmesi, hukukla ve adaletle telif edilmekte zorlanılan bir durumdur. İsnat edilen suç CMK 100.maddede sayılan ve katalog suçlar olarak tarif edilen suçlardandır. Üstelik belge aslı ve imzanın eli mahsulü olduğuna ilişkin Adli Tıp raporu ortadadır. Bu duruma rağmen mahkemenin delil yetersizliğinden ve sabit ikametgah sahibi olması gerekçesi ile tahliye kararı vermesi tartışmalı bir durum yaratmıştır.
Zira aynı suçlardan yargılaması tutuklu olarak devam eden pek çok isim vardır. Ya onların da aynı gerekçelerle tahliye edilmesi lazım yada Kurmay Albay Dursun Çiçek’in de tutuklanması lazımdı.Kamu vicdanı açısından adalete güven ciddi bir yara almış durumdadır. Kimsenin yargıyı bu şekilde açık bir töhmet altında bırakacak şekilde davranmaya hakkı olmadığı düşüncesindeyiz. Yaşananlar doğal ve alışılmış durumlar değildir. Bu tür gelişmelerle yargının siyasallaştığına olan kanaat ciddi olarak artmaktadır. Bir mahkemenin tutuklama kararı verdiği bir olayda 43 saat içinde tutuklamayı gerektirecek sebeplerde hiçbir değişiklik olmamasına rağmen bir başka mahkemenin tutukluluk kararını kaldırması hukuk normları ile açıklanamaz. Türk yargısı bağımsızlığını korumak kadar tarafsız kalmayı da korumak zorundadır. Aynı durumlarla karşısına gelen kişilerin mevkisine, rütbesine, toplumdaki konumuna göre ayrı kararların çıkmaması bir kesinlik ve objektifliğin olması hukuk devleti adına olması gerekendir. Eleştirilere ve yaşananlara karşı geri veya tepkisel adımlar atmak değil doğrular için cesur olmak, darbe hukukunu ve zihniyetini değiştirmeye yönelik adımlar atmaktan başka çare yoktur.KAMUOYUNUN BİLGİSİNE SAYGI İLE DUYURULUR. Denge Hukukçular Derneği Adına BaşkanAv. Erhan Şahin
|